Gezi Notlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gezi Notlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Eylül 21, 2017

VENEDİK GEZİSİ

Venedik, gezisi, seyahat, dolaşalım, tatil, yurt dışı, tur, notları,


Venedik, gezisi, notları, tatil, tur, dolaşalım, yurt dışı, romantik,

Avrupa'nın mutlaka gezilmesi gereken romantik şehirlerinden birisi belki de birincisi gondollarıyla ünlü romantik su şehri Venedik, kesinlikle görülmesi gereken bir yer.
Bunu ben demiyorum. Venedik'e giden ve bu şehre ve eşsiz mimarisine aşık olan gezginler diyor.
Üstteki özellikle ardı ardına koyduğum fotoğraflar adeta bu güzel şehir için söylenen her sözün ne kadar doğru olduğunu göstermiyor mu?
Venedik şehrinin sembolü olmuş, meşhur gondollar, muhteşem kanal ve muhteşem mimari.
venedik, gezisi, tur, büyük, kanal, italya, dolaşalım, yurt dışı,
                                              GRAND CANAL (Büyük Kanal)
İtalya'nın kuzeyinde bulunan, bu dünyaca ünlü ve en çok gezilen romantik şehrine gitmek nihayet bana da kısmet oldu. Gerçi benim meşhur mide bulantılarım stresli uçak yolculuğu ve hemen ardından da yapmamız gereken tekne yolculuğunu (bu teknelerin yavaşlığı Venedik kadar meşhurdur.) düşününce bile tutmaya başlamıştı ama bu güzel kenti sırf bu yüzden görmemeye karar vermek aptallık olur diyerek kızlarımla kısa bir gezi programı hazırladık. Ben de çok fazla midemi düşünmemeye karar verip, bolca mide bulantısı hapını yanıma alarak nihayet yola çıktık.
venedik, gezisi, tur, yurt dışı, tatil, vaporetto, tekne, italya
                                                           VAPORETTO 
Venedik, küçük bir şehir olduğu için bir kaç günlük bir tatil bence yeterli geliyor. O yüzden 2 gecelik bir program yaptık. Bizim için kısa ama keyifli olan bu tatilimizi sizlerle paylaşmak istiyorum. Hala gitmeyenler için umarım bir kaç yararlı bir şey aktarabilirim.
Öncelikle, havaalanına indikten sonra Venedik'e geçmek için kullanacağınız teknelerin olduğu yere gitmeniz çok kolay. Çıkışta güzel bir yaya yolu yapmışlar. Üstü kapalı bu ince uzun yolun sonunda vaporettolara bineceğiniz rıhtıma varıyorsunuz. Zaten kaybolmanız imkansız. Bavullarını çekiştirerek giden insan kalabalığını takip ederseniz vaporettolara varmış olursunuz :)
gezi, venedik, yurt dışı, tatil, vize, italya, kanal, romantik, gondolvenedik, gezi, tatil, yurt dışı, gondol, tekne, kanal italya, romantik







Önce Venedik'le ilgili bir kaç bilgi vereyim. İtalya'nın kuzeyinde kanallarla ayrılmış ve köprülerle birbirine bağlanmış 118 adadan oluşan bir şehir. İtalyanca ismi  Venezia olan şehir Veneto bölgesinin başkenti.
İsmi, milattan önce 10. yüzyılda burada yaşayan Veneti insanlarından gelmektedir.
Bu güzel şehir bugüne kadar bir çok isimle anılmıştır ve anılıyordur. Maskelerin şehri, Adriyatiğin kraliçesi, serenissima, yüzen şehir, köprülerin şehri, kanallar şehri, la dominante birkaç tanesi.
venedik, gezi, gondol, romantik, kanal, tur, tatil, yurt dışı,tekne, ahlar, son nefes, köprüsü
Yukarıdaki resimdeki köprünün ismi Ahlar Köprüsü. Venedik'te bulunan bir çok köprüden sadece bir tanesidir. 1600'lü yıllarda kireç taşından yapılmıştır.  Bu köprünün diğer adıysa Son Nefes Köprüsü( Ponte dei Sospiri)   
Mahkumlar cezaevine girmeden evvel bu köprüden geçer ve buradan Venedik'e son kez bakarak özgürlüğe veda ederlermiş. Son özgürce alınan nefes anlamındaymış
Gondollar, Venedik şehrinin en romantik ulaşım aracı. Özellikle bu görkemli binaların arasında gondollarla dolaşarak şehri gezmek biraz külfetli olsa da hayatınız boyunca unutamayacağınız bir gezi olacaktır.
venedik, gezi, tur, yurt dışı, gondol, san marco, bazilika, çan kulesi,italya, kanal

Venedik'e giden herkesin en fazla vakit geçirdiği, en kalabalık ve en rağbet gören yeri olan San Marco meydanından (San Marco Square)  bahsedeyim.
San Marco Meydanı için Venedik'in kalbi ve merkezi denilebilir.  Venedik'in tam ortasında bulunuyor. Nereden gelirsen gel her yer bu güzel meydanla mutlaka kesişiyor :)
venedik, gezi, cam, eşya, sanat, el yapımı, home made, hediye

Çeşitli lüks cafelerin ve lüks hediyelik eşya mağazalarının, dondurmacıların çevrelediği bir tarafında San Marco Bazilikası hemen yanında San Marco Çan Kulesi, Dükler Sarayı gibi çok büyük tarih barındıran, gecesi gündüzü ayrı eğlencelerle bezenmiş, kalabalık ama gösterişli bu meydanda isterseniz gezebilir isterseniz herhangi bir cafede yemek veya içecek molası verebilirsiniz. Bu meydanın her köşesinden yükselen keyifli hareketli melodiler bu kısa molanıza daha da keyif katacaktır. Tüm bu büyüleyici şeyler sizi bu meydanda biraz daha biraz daha dürtüleriyle tutsak edecektir. Özellikle akşamları atmosfer daha büyüleyici ve romantik oluyor. Her köşeden yükselen melodiler insanı mutluluk sarhoşu ediyor.
Tabi meydanda ki keyifli molanızın veya alışverişinizin arka sokaklardaki yerlere göre daha pahalı olacağını söylemeden edemeyeceğim.
Meydanda bulunan resimdeki kule, San Marco Çan Kulesi, Bazilikanın çan kulesidir. 98.6 metre uzunluğundadır.
Bazilika ise, Bizans mimarisinin en güzel örneklerinden birisi olan en önemli katedralidir.
Yoğun bir insan seli arasında bu güzel katedrali gezebilirsiniz.
venedik, gezi, tur, tatil, san moise, kilise, katedral, italya,
venedik, gezi, kilise, tur, tatil,santa maria del giglio, yurt dışı,












     
Santa Maria Del Giglio Kilisesi                                       San Moise Kilisesi  

venedik, gezi, tur, tatil, yurt dışı, sokak, dar, mimari
venedik, gezi, tur, tatil, yurt dışı, köpek, hayvan, sevgi, romantik,
Yukarıda da dediğim gibi Venedik'in her yeri birbirine kanallarla bağlanan bir su şehri.
Kanalların etrafında ise ince uzun daracık sokaklar. Neredeyse her 5 dakikada bir küçük bir köprüden geçiyorsunuz. Değişik bir duygu. O daracık sokaklarda (bu arada özellikle bazı sokaklar gerçekten daracık. 2-3 kişinin yan yana yürüyebileceği kadar) Aslında rahatlıkla kaybolabileceğiniz bir yer. Neyse ki eninde sonunda bilindik bir kaç yere veya meydana çıkıyorsunuz. 
Bir çok dar sokak ve onları birbirine bağlayan küçük  köprülerin yanı sıra Rialto köprüsü gibi büyük ve eski köprülerde var. 
venedik, gezi, köprü, rialto, eski, mimari, gondol, kanal, tur, yurt dışı
Bu köprü büyük kanalı birbirine bağlayan 4 köprüden en eskisidir. 16. yüzyılda yapılmıştır. 48 metre uzunluğunda ve en ünlü köprüdür. Yanlış hatırlamıyorsam bizim gittiğimizde bir tadilat yapılıyordu. Yandan izin verilen kısımdan geçebilmiştik.
venedik, gezi, tur, tatil, yurt dışı,cam, el sanatları, home made, sanat,
Mağazaları gezmeyi seviyor iseniz ya da hediyelik süs eşyası bakıyorsanız göreceğiniz şeylere bayılacaksınız demektir. Cam eşya konusunda uzmanlaşmış oldukları hemen ilk bakışta anlaşılıyor. Vitrinlerde 'Aa inanmıyorum. Camdan yapılmış.' dedirtecek kadar incelikle ve zarafetle yapılmış objeleri gördükçe tekrar tekrar uzun uzadıya bakmak isteyeceksiniz.
venedik, gezi, tur, el, sanatları, home made, cam, yurt dışı,
Şunu söylemeliyim ki ister hediyelik süs eşyası ister kıyafet, ayakkabı, çanta alabileceğiniz bütün malzemeler bence çok pahalı. Tabi pahalı olmasının büyük nedeni Euro'nun bizim paramıza bir kaç kat fark atması :)venedik, gezi, tur, sanat, el sanatları, home made, yurt dışı, hediyelik
Ama araştırarak en uygun fiyatlısını bulacağınıza eminim.
Özellikle birbirinden güzel, adeta büyülenmiş gibi gözlerimi ayıramadığım cam eserlere o kadar hayran kaldım ki, her dükkandaki her eşyayı tek tek fotoğraflamak istedim.
venedik, gezi, tur, tatil, yurt dışı, maske, hediyelik, home made,
Yine Venedik'in o meşhur maskeleri bir çok dükkanda sizleri kendilerine çekip hipnotize ediyor.
Ayrıca, çok güzel antika veya 2. el malzemeler satan pazarlara da şehrin bir çok yerinde rastlayabilirsiniz.
venedik, gezi, tur, tatil, hediyelik, pazar, 2. el, tabak, süs, eşya, yurt dışı,
Venedik'te bir çok müze ve galeri bulunuyor. Ama maalesef bunlar hakkında pek bilgi veremeyeceğim. Çünkü hiç birisine gitmedim :( 
Aslında özellikle müze gezmeyi çok severim ama bu sefer bu keyifli kentte eğlence ve keyif yaparak yüzeysel bir gezi yapmak istedik. Zaten müze gezilerine vakit ayırmadığım halde yine de dolu dolu bir tatil oldu.
venedik, gezi, tatil, tur, cam, eşya, süs, sanat, yurt dışı,
 Çan kulesi, katedraller, kiliseler, süs eşyaları ve tablolar satan dükkanlar, gondol gezisi, köprüler ve kanallar , yemek, cafe, müzik derken bolca gezmiş ve eğlenmiş oldum.
venedik, gezi, tur, hediyelik, sanat, tablo, yağlı boya, yurt dışı
Efendim, gezilerimde en çok hoşuma giden kısım sizinde tahmin edeceğiniz gibi yeme-içme kısmı :)  
Gittiğim yerlerde nereleri gezeceğim den çok nerelerde ne yiyebilirim araştırması yapmak çok hoşuma gider. Kaldığım otelin özellikle kahvaltısını iyice incelerim. Zengin kahvaltı menüsü sunan bir otel bulduysam hele parası da uygunsa değmeyin keyfime :)
Gezi kısa süreli olunca çok fazla uzun uzadıya yemek veya restoran tanıtması yapamasam da en azından Venedik ve tabi İtalya'ya özgü lezzetlerin tadına yine de bakabildim.
venedik, gezi, yurt dışı, tur, pizza, yemek
Bunlardan en meşhuru tabi ki pizza ve makarna. Özellikle pizza için bir yere oturmanız gerekmiyor. Neredeyse her sokakta en az bir tane pizzacı görme imkanınız var.
venedik, gezi, tur, tatil, yurt dışı, yemek, pizza, makarna
 Biz de herkes gibi elimize birer dilim pizza alıp, hem gezimizi sürdürüp hem de karnımızı doyurmuş olduk. Bir dilimden doymazsanız biraz ileride bir tane daha alabilmek çok güzel :)











venedik, gezi, kızım, ben, tur, yemek,
Restoran olarak her meydanda veya küçük kanallara bakan şık ve manzaralı önerebileceğim restoranlar var. Kapı önündeki menüden yemek istediğiniz yemeklere göz atabilir ve kesenize uygun fiyatta olup olmadığını öğrenerek tercih yapabilirsiniz.
Yiyebileceğiniz yemeklere gelince Pizza ve spagettinin yanında deniz ürünleri çok fazla tercih ediliyor. Ben de deniz ürünlerini tercih edenlerdenim. Yalnız kızartılmış seviyorum. Söylemeliyim ki nefis lezzetli doyurucu harika bir yemekti
Yanında ise bira çok harika gidiyor. Tabi isterseniz şarap ta tercih edebilirsiniz. Yemeğinize eşlik edebilecek çok güzel alkollü alkolsüz içecekler mevcut.
venedik, gezi, tur, yurt dışı, yemek, deniz,ürünleri, tempura, kızartma, balık
Tempura di frutti di mare (Deniz ürünleri tempurası)
Büyük kızım Ceren, deniz ürünlü bir yemek seçti. Tabi benim gibi kızartma yerine daha hafif ve sağlıklı bir seçimdi. Mozeralla Peynirli Deniz Ürünleri Salatası seçti. Bir harikaydı :)
venedik, mozarellalı, deniz, ürünleri, salatası, yemek, yurt dışı, tur
Insalata di frutti di mare di formaggio mozzarella
Küçük kızım Yasemin ise Kum Midyeli Spagetti yedi. Tek kelimeyle söylemeliyim ki hepsi de çok lezzetliydi.
spagetti, midye, yemek, venedik, tur, yurt dışı, ne, yenir
Eğer restoran istemiyorum şöyle ayakta bir şeyler atıştırayım derseniz pizza harici çabuk makarnacılar var. Damak zevkinize uygun soslardan birisini seçerek ev yapımı makarnalardan alabilir. Keyifle yiyerek sokaklarda dolaşabilirsiniz. Böyle yapmayı ben de çok seviyorum:)
makarna, dal moro's, yemek, venedik, ne, yenir, tur, yurt dışı
                                                     Dal Moro's Çabuk makarnacı
Bu makarnacıyı gezerken daracık bir sokakta tesadüfen görmüştük. Mideler zil çalarken yanından geçemedik. Bir baktık içeride kuyruktayız :) İyi de yapmışız :)
makarna, venedik, gezi, tur, tatil,ne, yenir
Görüntüleri birazcık karmakarışık ve hoş gibi durmuyor olsa da lezzetinin güzel olduğunu söylemeliyim.
venedik, ailem, kızlarım, ben, çay, keyfi, meydan

   San Marco Meydanında Cafe Florian ve Cafe Confette gibi kafelere oturup yemek yiyebilir veya  nefis bir canlı müzik eşliğinde Elmalı Pay, çay ve kahve keyfi yapabilirsiniz. Maalesef müzikli bu keyfin fiyatına müzik için kişi başı bir fiyat  dahil ediliyor. Ayakta dinleyenlere ise bedava:)
Aa bu arada yine en sevdiklerimden dondurmayı unuttum. Dondurma rengarenk, gök kuşağı renkleriyle ve nefis kaymak tadıyla gel beni ye diyor. İnanın ünlü olsun olmasın neredeyse tüm dondurmacılarda ufakta olsa bir kuyruk vardı. O kadar çeşit var ki seçemiyorsunuz.
                                                              SUSO  GELATOTECA
Yine de çok fazla yemeyelim diğer tatlılara da sıra gelsin diye bir defalık hakkımız olan dondurmayı, ünlü bir dondurmacıdan alalım dedik. Ve sonrasında o güzel kıtır külahıyla birlikte keyifle yedik.
Evett artık yazımın sonlarına doğru gelmek istiyorum.
Kısacık 2 gecelik 3 gündüzlük Venedik gezimi çok önceden hazırlayıp sizlerle paylaşmalıydım. Çünkü gideli birazcık oldu. Tabi ben tembelliğimden, hala gezim belleğimde taptaze iken yazmayı hep bir başka güne erteleyince ilk günkü heyecanımı yitirmiş  ya da şöyle diyeyim hatıralar, yerler, isimler belleğimde solmaya başladığından yazmakta biraz zorlandım.
Hafızamın balıklar kadar 3 saniyelik olmasa bile bir kaç ayla sınırlı olduğunu bildiğim halde, gezi yazılarımı en kısa sürede yazıp paylaşabilmeyi bir rayına oturtamadım. Hadi yazamıyorum ufak tefek notlar alsam. Onu da yapmıyorum. Bunun adı tembellik ama bu sefer dersimi aldım. Kızlara her gün mesaj atıp, gittiğimiz makarnacının ismi neydi, şurası neresiydi diye sorduğumda ve tabiki bir kaç sorgudan sonra aldığım tepkilerden yeterince ders aldım.
venedik, gezi, tur, kanal, su şehri, yurt dışı, gondol
gezi, venedik, gondol, tur, yurt dışı, ne,Kesinlikle elimde bir not defteri günü birlik not edip sonra da sizlerle keyifli bir yazı ile paylaşacağım.
Umarım Venedik gezimi sevmişsinizdir. Gitmeyi düşünüyorsanız, benim gitmediğim için kulaktan dolma bilgilerle paylaşmak istemediğim bir çok gezilecek yer olduğunu söylemek isterim. Bunların arasında sanat galerileri ve müzeler de var. Vaktiniz varsa mutlaka gidin derim. Venedik'le özdeşleşmiş Gondol gezisini fiyatına bakmaksızın mutlaka yapın derim. Ve San Marco Meydanında canlı müzik eşliğinde en azından bir çay veya kahve içmeyi ihmal etmeyin derim. İnsanın ruhunu doyuran adeta huzur ve yaşama sevinci dolduran keyifli şeyler. Hele bir de yanınızda sevdikleriniz var ise:)
Ha bir de kanallarda kullanılan vaporettolarda bilet alınıyor ama sadece 1 durak yani karşıya geçmek için kullanacaksanız bedava geçiyorsunuz. Bunu özellikle söylemek istedim. Biz de bilmiyorduk. Sonra bilet almak isteyince 1 durak için bedava dediklerinde çok sevindik. Evet bu çok çok önemli bilgiyi de verdikten sonra yazımı burada sonlandırıyorum :)
Sevgiyle kalın. Sağlıcakla kalın.

Salı, Ocak 24, 2017

İSPANYA MACERASI 2

Kahvaltı: Tuzlular (Kızım CEREN'in gezisinden paylaşımlar)

Bir şeyler yazmak için bile olsa İspanya'yı düşündüğümde aklımda en tatlısından bir salsa müziği duyulmaya başlıyor. Henüz bir aylığına gelip, döndüğünde iki hafta boyunca ağlayan kardeşimin durumuna düşmüş değilim fakat korkuyorum her an bir özlem dalgası yayılabilir. Ihım hemen bu melankolik tavırları bir kenara koyup, sizlere anlatmaya başlıyorum. Günün en erken saatlerinde ne yer ne içer bu İspanyollar, kaşları gözlerinin benzediği kadar yeme alışkanlıkları da bize benziyor mu? Hayal kırıklığını önceden yaratmıştım zaten biliyorum ama tekrar hatırlayayım: Ben gezdiğim hiçbir Avrupa ülkesinde bizimki gibi bir kahvaltı görmedim. Sevgili İspanyollar tuzlu olarak tükettikleri yiyecekleri de aynen tatlılar gibi tek başlarına tüketiyorlar genellikle yani kahvaltılarında tek bir star oluyor, ona odaklanıyorlar. Kahvaltıyla ilgili beni en çok hayal kırıklığına uğratan peynir tüketiminin, benim oluruma göre, az oluşu. Çeşit çeşit peynir var ama o peynirler sofralarda aynı anda görünmüyor pek. İkincisi ve asıl şok ise zeytin cenneti İspanya'nın insancıkları, kahvaltıda zeytin yemiyorlar. Öyle ki Türk Kahvaltısı'nın olmazsa olmazlarını sayarken zeytini duyunca, irkiliyorlar. Biz zeytini yemeklerden önce iştah açsın diye ya da içkiyle atıştırmalık olarak yeriz diyorlar. Bir de bizim kahvaltıda yoğurt yemediğimizi duyduklarında yaşadıkları şok var, o da bana kalsın. Neyse hadi şimdi başlayalım bir bir incelemeye.
                                                        Pan Con Tomate. Domatesli Ekmek.
Pan con tomate. Efenim domatesli ekmek olur kendileri. Malzemeler oldukça basit ve net: En lezzetlisinden domatesler, taşköprü sarımsağı, sızma zeytin yağı, tuz ve karabiber. Bu kadar basit bir yiyeceğin farklı yapılışlarına şahit olmuş bir insan olarak "nasıl istiyorsanız öyle yiyin" mottosunu destekliyorum. Daha çok Katalan bölgesinin bir alışkanlığı olan Pan Con Tomate, kahvaltılarda oldukça sık tüketiliyor. Genellikle üzerine bir parça İspanyol koyun peyniri machego ya da jambon konuyor veya bir parça Tortilla Patata ile yeniliyor. Bu üçünden bahsetmeden hemen önce biraz daha açalım, nedir, nasıl yapılır pan con tomate.
                                                         Pan Con Tomate Malzemeleri

Az önce belirttiğim malzemeleri, yukarıda görülüyor. Hazırlanışına gelince, iki farklı metodu öneriyorum. İlki biraz parmaklarınızı bulaştırmanızı gerektiren cinsten şöyle ki: Kızarmış, ısıtılmış ya da bir önceki günden kalan dilim ekmek alınır. Anlayacağınız ekmeğimizin sert olması gerekiyor çünkü malzemeleri üzerine sürteceğiz. Evet sürtmek doğru anladınız efendim. Ekmek bir kenarda beklerken, bir baş sarımsağı ortadan kesiyoruz ve ekmeğimizin üstüne sürtüyoruz. Sonrasında bir adet domatesi yeşil sapının olduğu kısımdan değil,  tombul kısımdan ortadan ikiye bölüyoruz. Böldüğümüz domatesi de, elimizde sadece kabuğu kalana kadar ekmeğe sürtüyoruz. Artık ekmeğimizin üstü domates kaplı yani sırada mis gibi kokulu sızma zeytin yağından bir miktar üzerine gezdirmekte. Son olarak karabiber, tuz. Bu ikisini de değirmenle öğütüp koyarsanız daha da mis oluyor. Pan con tomate'nin bu haliyle tanışıklığımız, Barcelona'daki en beğendiğim organik restaurant Origens'de önümüze malzemelerin ve bir adet bıçağın geldiği güne dayanır. Zira nasıl bir bakış attıysak, sevgili garson Isaac bize yardımcı olup, anlattığım yöntemle karşımıza çıkartıvermişti pan con tomateyi. Bizde suratımızda tuhaf bir sırıtışla yemiştik. Bu şekliyle biraz kaba ya da pis ya da fazla otantik bulanlara ise kahvaltılık şeklini öneriyorum. O da şöyle, domateslerin kabuklarını soyunuz. Önce sıcak suya sonra soğuk suya sokup çıkarın, kolayca soyulur. Sonrasında var ise robotla yoksa rendeyle domatesleri un ufak ediniz. Bir kaba alınız ve içine bir kenarda küçücük kıydığınız sarımsakları ekleyiniz. Tabi sonra sızma zeytinyağı, tuz ve karabiber. Tavsiyem mi? Tabiki var. Çok sevdiğim arkadaşım, Başak'ın tarifinde buna biraz da limon suyu eklenmişti. Taze tüketileceği gibi bir iki gün de dolapta saklanabilir. Okunuşu: Pan kon tomate.
                                                            Tortilla Patata. Patatesli Omlet

Tortilla Patata. İşte alenen Allahın her günü yediğim ve sonunda yumurtaya in toleransınız var cümlesiyle de ayrı düştüğüm lezzet. Lezzet falan diyorum ama aslında bildiğimiz patatesli yumurta kendisi. Fakat ben Türkiye'de bunun hep karışık kuruşuk olanını yemiştim. İspanyollar biraz daha omlet niyetine yapıyorlar ve hoşluk olsun diye içine soğan katıyorlar. Tadı bizim yumurtalı patatesten güzel, yalan söyleyemeyeceğim. Nasıl tüketiyorlar derseniz, genellikle, bir dilim Tortilla Patatayı yanına da pan con tomate alıp tüketiyorlar. Aslında söylemeye utanıyorum ama bunu ekmeğin arasına koyup sandviç niyetine yiyen/satan var. O denli bir obezite sanırım, "ekmeğin arasına makarna koy at" diye beşinci kattaki babaannesine bağıran iki yaşındaki komşumuz Taha'da vardı. Bense günün herhangi bir saati, herhangi bir yemekle yedim kendisini. Sabah akşam bundan mı pişiriyordun yahu, diyen olabilir. En güzel yanı da bu, soğanlı ve soğansız seçenekleriyle her markette satılıyordu, pişmiş olarak. Şimdi gelelim yapılışına: göreceksiniz oldukça basit. Kimse üşenmesin bir daha yumurtalı patatesini böyle yapıp bir denesin derim ben.
                                                           Tortilla Patata Malzemeleri

Yapılışını anlatacağım şimdi fakat malzemelere yumurtayı da ekleyiniz efenim. Yukarıda yok diye es geçmeyiniz zira ana malzeme yumurtadır. Yaparken ilk olarak patatesleri ince ve yuvarlak olarak kesiyoruz. Orta boy iki ya da üç patates yeterli. Bir adette soğanı ince ince doğruyoruz. Önce tavada yağda patatesleri yumuşayıncaya kadar pişiriyoruz sonra da soğanları ekliyoruz. Soğanlar da pembeleşince bir kasede iyice çırptığımız 5 adet yumurtanın içine pişen patatesler ve soğanlar eklenir. Bir tavaya yağ konur ve karışım tavaya dökülür. Karışımdan kabarcıklar çıkmaya başlayınca diğer yönü çevirilir. Diğer yönü çevirmek için bir tabak ya da omlet çevirici kullanılabilir. Eğer çok iyi pişmesi isteniyor ise çevirme işlemi birkaç kez tekrarlanır. İster sıcak, ister soğuk yanında bir parça pan con tomate ya da yeşillikle servis edilir. Size de bana da afiyet olur böylelikle. Okunuşu: Tortiya patata.
                                                             İspanyol Peynir Çeşitleri

PeynirlerHerhangi bir Avrupa ülkesine gittiğimde, kahvaltı ile ilgili en büyük hayal kırıklığımı hep peynirler yüzünden yaşamışımdır. Peynir tüketimim normal bir insanın kat katıysa artık, bünyemin sofrada da markette de ilk aradığı yiyecek peynir. Yani varsın zeytinim, balım, jambonum ne bileyim nutellam olmasın da en az iki çeşit peynirim olsun isterim. İspanyol peynirlerine de böyle bir ciddiyetle yaklaştım işte. Ne var ne yok derseniz aslında liste baya geniş. Çok farklı çeşitlerde keçi peynirleri (Murcia al Vino, Montsec, Ibores, Majorero) koyun peynirleri (Zamorano, Burgos, Manchego, Roncal, Idiazabal) inek peynirleri (Tetilla, San Simon, Arzua-Ulloa, Mahón) ve karışık sütten peynirleri (Cabrales, Picón, Valdeon) var. İtiraf etmeliyim ki, üç beş tanesi dışında, bu saydığım peynir türleri benim de sizinle beraber öğrendiğim şeyler. Yani ansiklopedik bilgi. İspanyada yaşadığım süre boyunca benim her markette karşıma çıkan peynirlere gelirsek: Havarti, Edam, Gouda, Oueso Blanco, Emmental, Cheddar, Parmesan. Yerel peynirleri denemek isteyen olur ise şayet, onların yapması gereken markete dalmak yerine bir şarküteri bulup ordan almak ya da zincir marketlerden birine girmek. Nihayetinde bu saydığım popüler peynirler Türkiye'de de bulunuyor. Bunu deyince aklıma beyaz peynirlerin, tansiyon hastalarını koruma derneğince denetlenmi gibi tuzsuz ötesi oluşu geldi. Bir yıl boyunca onları yiyince de maalesef buradaki canım peynirler tuz gölünden çıkmış gibi geliyor. Arayı bulmak gerek.
                                                                Manchego Peyniri'nin bir sunumu
Şimdi oldu da gittiniz bir markete ne peynir alalım derseniz, ben de madem popüler bir peynir soruyorsunuz garanti olsun diyorsunuz, o halde alın şunları gitsin diyorum. Havarti (dilimli), Feta (küp), Emmental, Queso Blanco (tuzsuz falan fakat en azından beyaz peynir), herhangi bir marka krem peynir bir de İspanyol peynirlerinden Manchego. 
Zaten belirtmem gerekir ki kahvaltılarda en çok kullanılan peynir, Manchego. Bu peynir İspanya'nın La Mancha bölgesi kökenli bir koyun peyniri. Oldukça sıkı ve yoğun olan bu peynirin tadı da gayet güzel. Genellikle incecik dilimler halinde pan con tomatelerin üstlerine koynularak ya da herhangi bir sandvicin içinde sunuluyor. Manchego peynirini, tekerlek biçimindeki gövdesinin kenarlarındaki kahverengi zikzaklı dokudan bile tanıyabilirsiniz ki bu şekiller La Mancha bölgesinden gelenlerde mutlaka oluyormuş. Okunuşu: Mançego
                                                                           Empanada
Empanadasİçi çeşitli malzemelerle doldurulmuş, yarım ay şeklindeki, hamur işleridir. Kökeni Galiçya'dır.  Aslında İspanyol Empanada'ları genellikle deniz ürünleriyle dolduruluyor fakat size müjdem kahvaltıda yenilebilecek peynirli ya da ıspanaklıları da mevcut. Benim en sevdiğim çeşidi ıspanaklı ve kuru üzümlü empanadaydı. Kafelerin dışında, marketlerde de pişmiş ya da pişime hazırlarını bulmam mümkün. Dondurulmuşunu alıp buzluğa atınca, istenildiği zaman yenilebiliyor. Bunların daha küçük boyutta olanlarına ise Empanadillas deniyor. Diğer çeşitlerini de günün herhangi bir saatinde atıştırmalık olarak tüketmek mümkün. Başta ton balıklı ve domatesli içi olanı bana tuhaf gelmişse de, ki pek balık sevmeyen bir insan olarak gittim Barcelona'ya, sonradan tadından hoşlanmaya başladım. Fakat ton balıklısını ya da deniz ürünlü diğer çeşitlerini bendeniz soğuk tercih ediyordum. Böylelikle o tuhaf balık tadı ve kokusu olmuyordu. Deneyin derim. 
                                                                 Jamón. Domuz Jambonu

Jamón. Öncelikle belirtmeliyim ki Jamon konusunda yazıp yazmak konusunda küçük de olsa bir tereddüt hissettim. Sonra bu tereddütümün nedenini kendi kendime dahi açıklayamadım ve yazmaya karar verdim. Jamón, genellikle domuz etinin but kısmı kullanılarak yapılan bir jambon türü. Normalde çok büyük çoğunluğunun Müslüman olduğu ülkemizde Jambon'un tavuk, hindi veya sığır etinden yapılanı var olsa da İspanya da çoğunlukla domuz ürünü satılıyor. Aslında bakarsanız Jamón, her ne kadar jambon olarak da çevrilebilirse de domuz jambonu desek daha doğru olur gibi geliyor. İspanyollar sabah kahvaltılarında çoğunlukla pan con tomate ve manchego peyniri yanında Jamón da tüketiyorlar. Oldukça ucuzları mevcut olduğu gibi gerçekten gurmeler için üretilmiş budu bin euro olanları da var. Yani inancına aykırı olmayanların domuz jambonu tüketmek istediklerine bulunmak isteyecekleri bir yer İspanya. Tüketmediğim halde her görüşümde bana ilginç gelen bir de sunumu var. Satılan yerlerde budu oturtmak ve kolayca kesmek için genellikle tahtadan bir düzenek kullanılıyor. Düzenek ya da tutucu, adını bilemiyorum, sayesinde kesimi kolay olduğu gibi sergilenmesi de kolaylaştırılıyor. Herkesin inancına saygım sonsuz, niyetim de kötülemek değil bunu belirtmeliyim. Fakat İspanya'da bulunduğum süre boyunca en çok şikayetçi olduğum şeylerinde başında, marketlerdeki tuhaf koku vardı. Alışık olmadığımdan olabilir fakat, Jamónların but olarak sergilendiği çok büyük marketlerde dahi çok ağır bir koku oluyordu. Buna bir çözüm getirebilirler mi bilmiyorum fakat sevenlerini hayal kırıklığına uğratmayacak türde ürünler Barcelona'nın yerel Şampanya evlerinde dahi vardı. İlerde büyük ihtimalle yazacağım birkaç yerel işletme de, öyle ki oturacak yer olmamasına rağmen tıklım tıkış dolu oluyorlar, tavandan sarkan Jamónlarla doluydu. Sevenlerine duyurulur. Tabii ki tüketmek istemeyenlere de, efenim oldu da soramadınız, sordunuz anlamadınız resimdeki yiyecek pastırma gibi dursa da domuz ürünüdür, bilesiniz. Eğer ben jambon istiyorum, salam istiyorum, sosis yiyeceğim diyor ve domuz ürünü tüketmiyorsanız: bu ürünlerin üzerinde Pollo (poyo): Tavuk: ve Pavo (pavo): Hindi yazanlarını tüketebilirsiniz. Okunuşu: Hamon.
                                                         ColaCao çikolatalı enerji içeceği
İçecekler. İspanyol kahvaltılarının içecekleri genellikle: su, kahve, çay, portakal suyu şeklinde. Bunlar dışında meyve sularından: ananas suyu, mango suyu, guava suyu, passion fruit suyu, kuru üzüm suyu deneyebilecekleriniz arasında. Süt çeşitlerin dense: soya sütü daha önce denememiş olanlara ilginç gelecektir. Kahvaltıda şekerli ve soğuk bir içecek hoşuna gideceklere ben ColaCao'yu öneriyorum. Efendim Redbull'u sırf enerji içeceği diye tercih edeniniz varsa, nahoş tadına rağmen, ColaCao'yu öpüp başınıza koyacaksınız demektir. Hani votkanıza katamazsınız belki ama vitamin ve minarellerce baya baya zengin ve tadı da çok hoş olan bu içeceği Barcelona sokaklarını arşınlarken içmemeniz için bir neden yok. Belirtmeden geçip gitmeyeyim, üreticisi de Barcelona kökenli bir şirket. Yakında bizlerde raflarda görürsek şaşırmayalım lütfen. O eski bildiğimiz acı acı kakao tadı gelen sütleri elimizden yavaşça bırakıp uzaklaşalım ve raftan bir tane Colacao kapalım. Umarım bir milyon euro şu an bizim eve doğru yola çıkmıştır, reklam parası olarak.
Evet şimdi gelelim nerede ne yiyelime. Aslına bakarsanız kahvaltıyı tuzlu bir şeylerle yapmak istiyorsanız, Barcelona da özel bir kahvaltı mekanı yok ne yazık ki fakat yemeyi tercih edeceğiniz şeyi bulabileceğiniz yerler var. Şimdi ellerinizi çırpıp sevinç gösterisi yapabilirsiniz çünkü oraların nereler olduğunu söyleyeceğim. Bu cümleme sinir olanlar, gidip aç kalsalardı tahmin ediyorum anlarlardı bu sevinç gösterisinin gerçek olabileceğini. Ben yaşadım, oldu. Tercihler üzerinden gidelim, daha kolay olur dedim. Başlıyorum.
Kendim yapar, kendim yerim. Öncelikle ben hesaplı davranırım, dışarda yemem, alırım malzememi kendim yaparım sandvicimi diyenler vardır. Hemen onlara hitaben birşeyler yazalım, biraz sıkılgan olurlar onlar, hadi ya diyorlardır şimdi de. Barcelonaya giden herkesin yolu La Rambla'ya düşer. Bu sokağın üzerinde 113 numarada Carrefour var. Görünce hemen girin, baget ekmeklerden, her türlü peynir çeşidine artık ne istiyorsanız sandvicinizde her şey var. Peynirler falan alt katta. Yurt dışında marketlerle ilgili en sevdiğim şey bir sürü daha önce denemediğim tadın bulunduğu yerler olmalarıdır. Günün herhangi bir saatinde turistik ziyaretimi bir markete yapmış olmaktan hiç de şikayet etmem. Gözüme kestirdiğim şeyleri alır, dener ve öneririm. Bu nedenle sizlere de gittiğiniz yerlerde marketlere girmenizi öneriyorum. Bakalım eliniz nelere uzanacak, kim bilir belki de yeni bir Oreo'nuz olur. Ek olarak tabi ki kaldığınız yere yakın mahalli bir market varsa ona da girebilirsiniz. Barcelona'da bu marketler genellikle Hintliler ve Pakistanlılar tarafından işletiliyor. Geneli de üç beş kelime de olsa Türkçe biliyorlar, İstanbul'dan geçmiş oluyorlar hayatlarının bir kesitinde. Pakistanlılar Müslüman. Eğer illa ben soracağım, edeceğim diyorsanız ürünü gösterip "halal?" diyiverin. Bakalım ne olacak, ben de merak ettim şimdi. Benim yaşadığım alandaki marketler hint asıllılarca işletiliyordu. Biraz da tipten benzediğimden sanırsam, çok iyi geçiniyorduk.
                                                                Forn Artesa Sant Jordi vitrin
Gideyim, göreyim, deneyeyim. Bu mottoyu tuttum. Gerçekten tadını çıkarabilmek için biraz cesaret gerekiyor. Risk almadan güzel şeyleri bulmak zordur derler, yemek konusunda da bu böyle. Şimdi şöyle efendim, empanada ve diğer tatlı tuzlu hamur işleri ya da sadece ekmek bile almak için benim gittiğim, küçük fakat oldukça yerel bir fırın vardı: Forn Artesa Sant Jordi (üstte). Bu fırının özellikle tuzlu  peynirli çubuklarına ve daha önce bahsettiğim ıspanak ve kuru üzümlü empanadalarına bayılıyordum. Tabi tatlı olayına girmek isteyenler de rahatça herhangi bir şey alıp deneyebilirler. La Rambla'ya çok yakın Jaume Meydanı'na (plaça de Sant Jaume) açılan küçük sokaklardan Carre Libreteria üzerinde kendisi. Aynı sokak üzerinde birden çok hamur işi satan hatta pastane kıvamında oturulacak yerleri olan dükkanlar var. Dilerseniz bunlardan birine oturup, bir şeyler de alabilirsiniz. Zaten her şey oldukça iştah açıcı görünecektir, hem karın hem de görsel açlığınızla birlikte. 
                                                         La Colmena'nın vitrinlerinden biri
Sokağın en sonunda ise, ki sonu dediğim burda Jaume Metro istasyonuna ilerlenen yön, Barcelona'nın en hoşuma giden patiseri ve çikolata evlerinden La Colmena var. Bu pastanenin şayet seviyorsanız bezelerini, ya da elmalı tartlarını ya da artık ne hoşunuza giderse onu denemenizi tavsiye ederim. Vitrinleri de en az içeriden alacaklarınız kadar ilginç. Mutlaka gözünüze ilişen bir şey olacaktır. Fiyatlara gelirsek, biraz fazla görünebilir fakat sonucunda eğer iyi bir şey yiyecekseniz, neden olmasın.
                                                          Lafuente'nin vitrin görünüşü
Size peynirlerden falan söz ederken şarküteriden bulabilirsiniz birçok şeyi demiştim. İşte bu şarküteriyi fazla aramanıza gönlüm razı olmadı. Hemen size benim sıklıkla gidip eksantrik bir şeyler aldığım Lafuente'yi önereyim. Kahvaltılık hazır bir şeyler olmayabilir fakat peynirler ya da herhangi bir İspanya'ya özel kuru atıştırmalığı burda bulabilirsiniz. Tabi Lafuente'de satılan şarapları, cavaları ya da her türlü diğer alkolü de unutmamalı. Nerede olduğuna gelince, La Rambla'dan ayrılan en önemli sokaklardan Carrer de Ferran üzerinde hemen hemen yüz metre içeride. Zaten Sant Jordi fırınına ya da La Colmena'ya da gitmek için Ferran sokağını kullanmanız gerekecek. Sokağı bulduktan sonra Lafuente'yi bulması çok kolay. En azından vitrinine bir göz atın, zaten bir sürü şey fiyatlarıyla beraber görsel olmuş durumda.

                               Pan & Company Sandviçler: Griego, Tortilla de patatas ve Fondue

Tortilla patata'yı ekmeğin içine koyup sandviç niyetine satan yerlerden bahsetmiştim ya işte onlardan birisi de Pans & Company. Barcelona sokaklarında sıkça görülen bu fast food zinciri, genellikle sandviç üzerine çalışıyor. Sandviçlerinden (bocadillos)  Tortilla de patatasFondue ya da Griego gibi tercihler kahvaltı için iyi olabilir. Fondue de Griego da peynirli sandviçler.  Yanında çayınızı, kahvenizi almanız da mümkün. Tabi sabah sabah tavuktu, etti yerim derseniz yine sizi mutlu ederler. La Rambla üzerinde 82 ve 123 numaralarda birer adet bulunuyor olmalı. Sahildeki Mare Magnum alışveriş merkezinin iç avlu tarafında da büyük bir tane mevcut. 
                                                          Starbucks sandviç ısıtılmış
Garanti olsun, bir şey yesem yeter. Efendim çok bir garanticisiniz siz. O yüzden sıfır riske girip sizi Starbuck'sa yönlendiriyorum. La Rambla üzerinde 109 numarada Starbucks var. Kalabalık oluyor, erken giderseniz daha iyi. Hemen kasaya göre en sağda sandviç bölümü var. Peynirli (con queso, okunuşu: kon keso) olanı da, tavuklu (pollo, okunuşu: poyo) olanı da gayet lezzetli. Isıttırmayı unutmayın. Sıcak lütfen: Caliente, por favor (kaliyente, por favor) demeniz yeter. Madrid'e gittiğimde en az iki gün kahvaltımı Starbucks'ta yapmıştım. Ne yazık ki sadece tatlı ile kahvaltı yapamayanlardanım. Bu arada sizler de Pans & Company'nin sandviç menülerinden deneyebilirsiniz, Starbucks'ın sandviçleri kadar iyiler.
Her şeyin bir sonu var evet. Güzel şeylerin sonu gelince insan bir bunalımdır yaşıyor fakat durun, kabuğunuza çekilmeyin hemen. Benim anlatacak daha çok şeyim var. Yine gelin, hep gelin. Bir ayda bir yazıyorsun hanımefendi, seni beklersek ohoo, diyorsanız eğer ki annem böyle diyor direk ordan biliyorum. Tamamen sizin için bu yavaştan alma olayı. Yani tabi kendime de özensiz bir yazıyı, sığ bir anlatımı yakıştıramam o ayrı konu fakat öncelikli amacım her açıdan dolu bir şeyler yazmak. Evet, varsın kimse okumasın. Moda insanın kendine yakıştığı gibi yazmasıdır, diyor ve kapanışı güzelinden bir Gipsy Kings parçasıyla yapıyorum: Un Amor (Bir aşk). Aşkla anlatmaya başladığım kahvaltı olayını aşkla kapatıyorum.

Yine yine geliniz. İspanyolca daha çok işe yarayacak gibi.

Regresa por favor, por favor y por favor.... 
KAYNAK :   http://expresssociety.blogspot.com.tr/2013/01/ispanya-maceras-tapas-cenneti-ii-orio.html                                                                                                                           

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...